son kum tanesi olana kadar…
şarkılar kadar yaşayıp, şarkılar kadar sevip, şarkılarla sevip, hatta gülüp bazen de ağlayan nesil epey gerilerde kaldı, şimdi başkayız… daha acayip, daha kendimize ait değiliz, şimdi bu zamanda. oysa her zaman, hatta zamanla bağlanmış bir halde olmadan, insan dediğimizin bir “alemi” olmalı. a harfi uzun olan alem değil hani şu “cümle alem”deki gibi alem değil hepsi hızla okunan “alem” bizim bahsettiğimiz. yani belirti nişan gibi anlamları olan kelime. herkezin bir alemi varmış, hatta hala varmış. mış lı geçmiş zaman kullanmak işime geliyor üstüme almadan kaynak göstermenin blog hali linkleri vereceğim için hatta vermeye çokdan başladığım için içim rahat, için ve içim kelimeleri ancak birbirine bu kadar yakın olabilirlerdi değilmi.
neyse biz aleme dönecek olursak kimisinin alemi hayatta yapmak istediklerini seslendire seslendire üstüne yapışan bir hal kimimizin kisi hem de giziksel olarak dünya gözüylede gözükebilen ve kimisi de dışardan bakınca hiç hissedilmesede insanın üstünde bulunan bir şey!
ben neyim nerdeyim sorusunun cevabıyla ömür tüketenmiyiz yoksa derdimi derman ettim deyip yaşayanlardanmı, zor sorular değil karışık işler…
hem zaten ben bende biriken soruları seslendirecek olsam feylesofların yaptığından daha büyük bi hainlik ederim gönüllere herhalde… karışıklık…
şimdi evet tamda şimdi saat 18:06 yer gayrettepe(istanbulun en iş yeri semti gibi gelir hep bana) bir binanın beşinci katında kocaman ve ağzına kadar herşeyi satmaya çalışan insanlarla dolu bir odanın minicik bir köşesinde dindim… ne zamandır dinmediğim kadar dindim hem de, hamdolsun… dinginliği, sukuneti, sesi ve sessizliği yaratana hamdolsun. hem zaten mestu hayranım, hemher dem lisanım hu demek ister…gafletiml, bütün karmaşamla istediklerimle, hakettiklerime rağmen başımdaki devletlerimle, hu demek ister…
demek oluyor ki gidip gelmeler dalgalanmalar olmalı benim de alemim, yada çok yayılmış bir rahatsızlık bu ve bende de haliyle var, o halde “ya şafi bu karmaşa yerine sukunet isterim, bu alem yerine senin habibine aşık bir hal isteriz alemimiz olsa da olmasa da o biz bi tek ona aşina olmak isteriz.”
“tende canım canda cananımdır Allah hu diyen
dilde sırrım sırda subhanımdır Allah hu diyen”
“her kişiye kendinden yakın olan dost zatıdır
ey niyazi dilde mihmanımdır Allah hu diyen”
nutukları dinliyorum yeniden ve yeniden dinlendikçe bir kez daha dinliyorum bir tanecik cancağzımı…
ne demişti “bu nutukları hakkıyla dinleseniz alim olursunuz.”
Popularity: 6% [?]






Leave your response!